Hak aramak, haksızlık karşısında susmamak, peygamberi bir metot ve eylem biçimidir.

Tabi adımı atarken, yakmadan, yıkmadan, kırmadan yürümek gerekir.

Dolayısıyla hak aramanın dini, ırkı, meşrebi, inancı olmaz, olamaz.

Açlık ve asgari geçim dayatması hiçbir zaman yoksulların kabullenmemesi gereken, sözde efendilerin kurduğu bir tuzaktır.

Buradan yola çıkarak...

Şimdi yenidünya, eskisinden daha çarpıcı eylemlere şahitlik ediyor.

Cadde ve sokaklarındaki kafeteryaları, plajları, demirden kulesi, milyonlarca turist sayesinde bacasız ekonomisi, çoraklaşmamış yemyeşil toprakları, çiftçileri, hayvancılık yapan mutlu mesut yurttaşı ile Fransa, her zaman huzurun, güvenin, hoşgörünün ülkesi olarak anıldı.

Ne zamana kadar?

Yaklaşık iki haftayı aşan protesto gösterileri öncesine kadar, "Paris'te aşk başkaydı" diyenler vardı, şimdi ise Fransız polisinin acımasızca copladığı savunmasız Sarı Yelekliler var!

Kim bu Sarı Yelekliler?

Yaşanan hayat pahalılığına, akaryakıt zammına, vergi artışlarına karşı çıkan, suspus olmayan Fransızlar...

Başkent Paris'in altını üstüne getirdiler, zaman zaman eylemleriyle aşırıya kaçtılar.

***

Gelin görün ki.

Dünya liderleri arasında sürekli şirin gösterilen, sömürmeyen, sömürenlere karşı çıktığı algısı oluşturulan Emmanuel Macron, insanlık karşısında sınıfta kaldı.

Emir verdiği polisler gözlerini kan bürümüşçesine, bir kişinin üzerine çullanıp öldüresiye copluyor, tekmeliyorlar ve linç ediyor.

Yenidünya düzeninden, hak ve demokrasiden bahseden Macron'un komşusu AB ülkeleri ise hiçbir şey olmamış gibi yaşanan vahşeti, Paris'te cop adaletsizliğini utanmazca izlemeye devam ediyorlar!

Ama aynı Macron ve AB'li dostları, Türkiye'de en ufak bir olay karşısında Türk polisinin tutumunu bırakın eleştirmeyi, kınama, yaptırım kararlarına başvuran adımlar atarak gösterdikleri tepkilerine şahitlik etmekten bıktık, usandık.

Türk hükümetine karşı oluşturdukları cendereleri unutmadık.

Hani Paris'te aşk başkaydı?

Hani Fransa özgürlüğün ülkesiydi?

Sanırım kıskıvrak yakalanıp cop yiyen Fransızlar, bundan sonra körü körüne âşık olmayacaklarını anlamışlardır.

Bu arada...

Sarı Yelekliler'in bunca acısı, haklı feryadı Macron'a geri adım attırdı.

İlk önce akaryakıttaki fiyat artışlarını ve vergi zamlarını altı ay dondurmak zorunda kaldı.

Olaylar dinmeyip devam edince de akaryakıt zamları gelecek yıl için iptal edildi.

Sarı Yelekliler'in bu başarısının altında yatan en büyük neden, teröristlere teslim olmamalarından kaynaklandığını da belirtmek gerekiyor.

***

BU SEÇİMDE GÜRÜLTÜ VE GÖRÜNTÜ KİRLİLİĞİ TARİHE KARIŞIYOR

Dün,  AK Parti Genel Merkezi'nde Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı yapıldı.

Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, yol arkadaşları İl Başkanı Ayhan Salman, İl Gençlik Kolları Başkanı Tarık Köse, Kadın Kolları Başkanı Gülten Kapıcıoğlu'yla birlikte Ankara'ya çıkarma yaptılar.

"Selfie çekip, biz buradayız" dediler.

Beklendiği gibi Başkan Recep Tayyip Erdoğan, 14 şehrin belediye başkan adayını kamuoyuna ve teşkilata ilan etti.

İster yerel, isterse genel seçim olsun, kampanyalarla ilgili gündemi belirleyen yine AK Parti olacak.

Neden derseniz.

Artık, o alıştığımız görüntü kirliliği ortadan kalkıyor.

Başkan Erdoğan, il başkanlarına verdiği talimatla, seçim büroları, teşkilatlar ve koordinasyon merkezleri dışında hiçbir yere bayrak asılmayacağını belirtti.

Bu tip kampanyaların eskide kaldığını söyledi.

Gündemi belirledi.

Erdoğan ayrıca, gürültü kirliliğine neden olan seçim araçlarının cadde ve sokaklarda gezmeyeceğini, bu yöntemin de tarihe karıştığını belirtti.

Sizin anlayacağınız, araçların hoparlörlerinde patates, soğan satıcıları gibi partiler vatandaşa seçim marşları, şarkıları dinletemeyecek, sinirlerimiz alt üst olmayacak.

Kısacası, görüntü ve gürültü kirliliği 31 Mart Seçimi'yle tarihe karışmış olacak.

***

BİR SÖZ

Yeryüzüne öğretmen olmak lazım, iyiliği haykırmak, haksızlıklar karşısında susmamamız lazım.

Prof. Dr. İlhan Varank