banner50

Bütün dünyada pandemi ile birlikte bir çok sektörde ciddi sarsıntılar gerçekleşti.Onlardan biri de hatta en önemlilerin başında eğitim sistemleri. geliyor.

Dikkatinizi ülkemizdeki eğitim sürecine çekmek istiyorum,zira bu hepimizi ilgilendiren bir  konu.Hepimiz eğitimle uzaktan yakından bir şekilde etkileşim içerisindeyiz.Gerek kendi çocuğumuz ,gerekse yakın çevremizde eğitimin içinde olmayan yok gibi.Bu bağlamda sizlerle ülkemizde ve dünyada eğitim sistemlerinde neler olup bittiği hakkında biraz fikir jimnastiği yapalım istedim.

Dünya ülkeleri gibi ülkemiz de eğitimde eşitsizliğin derinleşmesini önlemek adına pandemi döneminde uzaktan eğitim süreçlerini başlatarak çocukların öğrenme süreçlerinin kesintiye uğramaması adına bazı programlar geliştirdi.Ancak özellikle gelişmekte olan bizim gibi ülkelerde bu yaklaşım ciddi sorunları da beraberinde getirdi.Ciddi bir altyapıdan mahrum programlar uygulamada üstümüze yok çünkü.Bugüne kadar ki bütün uygulamalar" kervan yolda dizilir" mantığıyla gerçekleştirildi zira.Deneme yanılma yoluyla çocuklarımızın yılları da bizlerin moralleri de alt üst edildi ve hala aynı mantık devam ediyor maalesef.

Uzaktan eğitimlerin başlaması ile birlikte eğitimde zaten adil şartlarda mücadele edemeyen öğrencilerimiz için ,"eğitimde eşitsizlik" daha da derinleşti.

 Eşitsizliğin ötesinde uygulamada da önemli sorunlarla karşılaştık.

Neydi peki bu sorunlar?

 Eğitim sürecinde kullanılacak teknolojik araçlara erişimdeki eşitsizlikler ve özellikle dezavantajlı kökenden gelen çocuklar için okulların sağladığı çeşitli desteklerden öğrencilerin yararlanamaması gerçeğiyle yüzleştik bu dönemde .

Geldiğimiz noktada tablet bağışları reklamlarının ardından yüz yüze eğitime tekrar başlanması kararı verildi.Sanıyorum bu kararı "Bilim Kurulu" muz verdi ya da vermedi,sonuçta uygulama bu yönde.

Bu döneme rastlayan çocuklarımızın eğitimde telafisi çok zor belki de imkansız bir süreç yaşadıkları gerçeğiyle önümüzdeki döneme dair ülkeyi emanet ettiklerimizin ciddi planlar yapması gerekiyor.Bu aciliyet , ekonomik krizin,dövizin uçmasının veya enflasyonun pik yapmasının çok ötesinde bir durum arz ediyor

Ülkemizin geleceğini temsil edecek bir nesilden bahsediyoruz ki bu nesil yarınlarda dünya ülkeleriyle nasıl rekabet edecek?Bu şartlarda bunu konuşmalı ,bunu tartışmalıyız.Artık sıradan tedbirler ve kısa vadeli planlar bizi ve çocuklarımızı tatmin etmiyor.Bu durum  çok daha can yakabilecek bir noktaya doğru gidiyor maalesef.

Günlük salgına ve ölüm sayılarına göre kısa vadeli planlar yapmak yerine geleceği kurtarmanın derdine düşmeliyiz.Bu siyaset üstü bir sorun,bu durumu siyasi manevralarla geçiştirmeye çalışmak bu ülke insanına yapılacak en büyük haksızlık olur.

"Hiç bir şey eskisi gibi olmayacak" söylemleriyle sorumluluktan kurtulmuş olmuyoruz.Çocuklarımıza karşı borcumuz var bizim.Bu ülkeye karşı borcumuz var ,sorumluluğumuz var.Bu sorumluluktan kurtulamayız, her iki dünyada da bunun neticeleri olur.Onların kayıp geleceklerini tekrar kazandıramasak bile en az zararla telafi etmenin yollarını aramalıyız.Aksi takdirde kayıp bir geleceğin ezikliğini bir ömür taşıma riskiyle karşı karşıya kalırız.

Bu yazıyı yazdığım gün itibariyle ülkemizde ilkokullarda yüz yüze eğitim dönemi tekrar başladı.Bütün sınıfların tümünün birden açılmasının, önlemini alamayacağımız sonuçları beraberinde getirebileceği riskini göz ardı etmemeliyiz.Kademeli bir şekilde gerçekleştirilmesi çok daha yerinde bir uygulama olabilir.

Pandemi süresince gözlemlediğim şey şu ki ;Gemi batıyor ve flikalar(sağlık sistemimiz)  hepimizi alacak yeterlilikte değil.Bu gerçeği görmemek, tıpkı  Titanik filmindeki gibi  gemi batarken az sonra Atlantiğin buz gibi sularında boğulacak olan yolculara keman virtözü dinletmeye  benziyor .

Bizdeki gündem ise,STK ların ne kadar milli olup olmadığı.Hangisi bizden hangisi sizden  tartışmaları ..Şu hoşuma gitmedi kapatalım,bu hoşuma gitmedi bölelim ve daha neler neler.

Oysa gerçek milliyetçilik gelecek nesillerimize ,ciddi bir milli  eğitim ve öğretim müfredatı oluşturmaktan  geçiyor ki bunu anlamak için isminizin önünde prf.ünvanı olmasına gerek de yoktur.Eğer ki bir kastınız yok ise tabi.

Mesela  çocuğunu  normal liseden alıp,mesleki eğitime veren bir çok veli tanıyorum ki bunlardan biri de benim.İki üniversite bitirmiş bir insanın kendi ülkesindeki eğitim sistemine güveninin kalmaması ve buna dair bütün umutlarının yok olmasını seyretmek nasıl bir duygu insafınıza bırakıyorum.Gün geçmiyor ki eğitim sistemimizde bir sıkıntı yaşanmasın.

Dünyada neler oluyor peki?

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) okulların kapanmasının neden olduğu yan etkileri ele alan bir belgede, okulların kapanmasının özelikle savunmasız ve marjinalleşmiş dezavantajlı kesimlere yönelik sosyal ve ekonomik maliyeti yükselttiği ifade edilmiş, okulların kapanmasının eğitim sistemindeki eşitsizlikleri daha da derinleştirdiği belirtilmiştir. Üstelik UNESCO’ya göre tek risk öğrenmenin kesintiye uğraması değil, aynı zamanda yetersiz beslenmedir. Zira birçok ülkede okullarda sunulan ve özellikle dezavantajlı kesim için oldukça önemli olan indirimli/ücretsiz yemek uygulaması, pandemi sonrası sekteye uğramıştır.Bizde de yatılı okullar buna örnek verilebilir.

Bir diğer sorun ise, eğitim süreçlerinin desteklenmesi için ebeveynlerden beklentinin artmasıdır. Bilindiği üzere bu süreçte ebeveynlerin öğretmenden kalan boşluğu mümkün olduğunca doldurmaları, çocukların öğrenmelerine yardımcı olmaları ve öğrenmeyi kolaylaştırmaları beklenmektedir ancak ebeveynler de evde eğitim sürecine hazırlıksız yakalanmış, özellikle dezavantajlı kesimler için bu daha büyük bir sorunlara neden olmuştur. Üstelik ebeveynleri hâlen işe devam etmek zorunda kalan, özelikle sağlık çalışanlarının,mali müşavirlerin ve işinin başında olması zaruri benzeri meslekleri icra eden insanların çocukları söz konusu destekten mahrum olmuştur.

Bu arada yeri gelmişken ,son günlerde sağlıkçılarımıza yapılan gerek sözlü gerekse eylemsel saldırıları da şiddetle kınadığımı belirtmek isterim.Koltuklarımızda oturarak klavye kahramanlığına soyunup,pandemi sürecinde  hayatlarını ortaya koyan sağlıkçılarımızı eleştirirken çok daha dikkatli ve insaflı olmamız gerekiyor.

Ayrıca, uzaktan eğitimin başlaması ailelerin üzerine yeni bir yük getirmiştir. Aileler ev işleri, bireysel işler ve çocuklar ile geçirilen vakte ilaveten çocukların eğitimine zaman ayırmaktadırlar. Fakat birçok aile çocuklarının eğitimine nasıl destek olacağı konusunda yeterli bilgiye sahip değildir. Bunun için birçok ülkede farklı aile destek programları gerçekleştirilmiştir 

Ülkemizde pandemi sürecindeki eğitim tecrübesine bakıldığında, üç temel bileşen karşımıza çıkmaktadır: Televizyon yayınları, Eğitim Bilişim Ağı (EBA) içerikleri ve öğretmenlerin öğrencileri ile çeşitli uygulamalar yolu ile senkron olarak sürdürdükleri eğitimler. Öğretmenlerin bireysel çalışmalarına bakıldığında, senkron ders işleme ya da Whatsapp gibi uygulamalar aracılığıyla ödevler göndererek eğitim faaliyetlerini sürdürdüğü görülmektedir.

Dünyada çocukların eğitimine yönelik endişelerin Türkiye’de ne kadar tartışıldığına ve bakanlığın bu konuda ne kadar etkin politikalar geliştirildiğine bakıldığında maalesef, eşitsizlik ve ebeveynlere destek sağlama konusunda yeterince etkili politikaların geliştirilemediği görülmektedir

Gerçekten de basit bir gözlem veya birkaç görüşme ile öğrenciler arasındaki dijital uçurumun varlığını sürdürdüğü görülebilir. Türkiye’deki öğrencilerin EBA TV’leri izleme ve öğretmenleri ile etkileşim kurma durumları önemli ölçüde farklılaşmaktadır. Bir tarafta evlerinde birden fazla telefon, tablet, bilgisayar ve sınırsız internete sahip olanlar varken, diğer tarafta ise sadece ebeveynlerinin cep telefonu üzerinden birden fazla çocuğun sınırlı internet imkânı ile eğitim almaya çalıştığı durumlar söz konusudur. Özellikle göçmen kökenliler başta olmak üzere sosyo-ekonomik olarak dezavantajlı olan çeşitli gruplar internete erişim konusunda daha ciddi sorun yaşamaktadır. (Zafer Çelik/Perspektif-12.05.2020)

İşte size yakın bir geçmişte EBA TV ile ilgili bir öğretmenin sosyal medyadaki feryadı;

Hepimizin hislerine tercüman olmuş...(bir başka öğretmen paylaşmış)

"UZAKTAN EZİYET Mİ YOKSA UZAKTAN EĞİTİM Mİ?

 Valla okul açılacaksa açılsın bu uzaktan eğitim yüzünden ne sinir sistemi kaldı ne gecemiz ne gündüzümüz. Coronadan hasta olmazsam bu EBA yüzünden hasta olacağım az kaldı.

-Hocam ben Ebaya giremiyorum.

-Hocam ben şifremi unuttum.

-Hocam derse bağlanamıyorum.(Sanki öğretmen olarak ben bağlanabiliyormuşum gibi)

-Hocam benim internet paketim bitti.

-Hocam benim telefonum yok babam isten akşam geliyor derslere katılamıyorum.

Birde canlı ders sırasında mikrofonu açan mı ekranı karalayan mı dersin. 

Zaten süre 30 dakika 10 dakika bağlanamıyorsun. Laf ağzında kalıyor pat ders kesiliyor.

 Offff offf "...

ve daha neler neler..

Sonuçta EBA sistemi çöktü ve bakanlığın açıklaması "bu iyi haber müthiş bir talep var ! " Bu nasıl bir mantık zorlamasıdır diye düşünmeyin bile zira düşünme yetinizi kaybetme riskiniz var.

Türkiye’de eğitimsel eşitsizliği en aza indirmek amacıyla, EBA kullanımları için 8 GB mobil uygulama desteği sağlanmıştır. Ancak gelinen noktada GSM şirketleri ekstra faturalar yansıtmaya başlamış son paylaşımlara bakacak olursak.Bunun yanında bilgisayar ya da buna benzer cihaz eksikliği olanlara yönelik etkin bir politika da geliştirilmemiştir. 

Bununla birlikte, tüm öğrencilerin herhangi bir sınav/notlama yapılmadan bir üst sınıfa geçirilmesi ve yazın herhangi bir telafi eğitimi yapılmayacak olması da eşitsizlikleri artırma riski taşımaktadır. Salgın dolayısıyla, birçok insanın vefat ettiği, insanların birçok günlük yaşam faaliyetlerini yerine getiremediği, sokağa çıkma konusunda ciddi kısıtlamaların olduğu ortamda çocuklara sınav yapılıp yapılmaması, daha somut örnek vermek gerekirse bir çocuğun ders notunun beş ya da dört olması gerçekten de önemli değildir. Çocuklar için ölçme ve değerlendirmeden çok daha önemli (toplumsal, ekonomik, yaşamsal vb.) sorunlar söz konusudur. Fakat buradaki kritik husus, öğrencilerin öğrenme motivasyonlarında yaşanabilecek düşüştür. Dahası telafi eğitimlerinin yapılmaması, dezavantajlı öğrencilerde muhtemelen daha fazla yaşanacak olan öğrenme kaybına müdahale edilmeyeceği anlamına gelmektedir.

Tüm öğrencilerin geçirileceğine ilişkin açıklama, senkron derslere devam eden öğrenci oranında ve öğrenmeyi pekiştirmeye yönelik verilen kısa ödevlere dönütte önemli oranda azalmaya neden olabilir. Daha da önemlisi, özel okullar ile sosyoekonomik olarak avantajlı aileler çocuklarını eğitim konusunda desteklemeye devam ederken, göreceli olarak dezavantajlı sayılabilecek ailelerin çocuklarına yeterince destek sağla(ya)madığı bu süreç, mevcut eşitsizlikleri daha da derinleştirme riskini taşımaktadır.

Konu sadece ilk öğretim,lise öğrencilerini kapsayan bir konu da değil üstelik.Özellikle tıp okuyan öğrencilerin uygulamalı eğitimlerini nasıl gerçekleştirebileceklerine dair plan ve programların acilen gerçekleştirilme ihtiyacı var.Tıp dışında uygulama zorunluluğu olan bölümlerde de durum farklı değil.Bölümlere göre uygulama alanlarının yeniden gözden geçirilmesi ve her bölüm için değişen kriterler göz önüne alınarak programlar güncellenmelidir.

Ülkeler, pandeminin öğrenme üzerindeki olumsuz etkisini en aza indirmek için arayışlarını sürdürmekte ve birçok farklı yaklaşım geliştirmeye devam etmektedir. Çünkü çocuklar, bu dönemde, sadece eğitimden değil, aynı zamanda sosyalleşme, spor ve kültürel faaliyetler gibi kişilik gelişimini etkileyen birçok boyuttan mahrum kalmışlardır. Kapanma süreci uzadıkça özellikle çocukların refahlarını, zihinsel sağlıklarını korumak için ailelere ve öğretmenlere yönelik desteğin artırılması gerekmektedir.

Bakanlık, uzaktan/online öğrenme süreçlerinin özellikle dezavantajlı öğrencileri nasıl etkilediğini dikkate alan çalışmalar yapmalı, bu çocukların dezavantajlarının pandemi sürecinde daha da derinleşmemesi için farklı ülkelerdeki örneklerden faydalanarak etkin politikalar geliştirmelidir.

Özellikle bu bağlamda ailelere verilecek olan psikolojik desteğin de çok önemli olduğu kanısındayım.Zira çocuklar sağlıklı bir ortamda yaşayamadıkları sürece onlara ne kadar teknolojik destek verirsek verelim beklenen verimi alamayız.

Ülkemizin günün gerçeklerine göre güncellenmiş bir sistemin uygulanması şart.

Velhasılı kelam ;Her değişen Milli Eğitim Bakanına göre sistemi değiştirmenin işi çok daha karmaşık boyutlara taşıdığını defalarca test edip gördük.Sınav sistemlerinin sürekli olarak değiştirilmesi,müfredatın kime ve neye göre yeniden yeniden belirlenmesi hem çocukları,hem öğretmenleri hem de biz velileri içinden çıkılmaz bunalımlara sürüklediği bir gerçek.Bu gerçekle yöneticiler ne zaman yüzleşecek merakla beklemekteyiz.

Bütün bu olumsuzluklardan ders çıkarmak belki de bu virüsün bize katacağı en büyük faydalardan biri olacaktır.Bu süreçte özveriyle çalışan öğretmenlerimize haklarını telim etmemiz gerekiyor.Bu krizi eğitimde bir fırsata çevirmek  hayal değil yeter ki gerçekten çözüm odaklı ciddi projelere kapı aralansın.

Mehmet Murat Koca

Adıyaman SMMMO Başkanı

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.